Kamboçya’ya yerleşmek ve ayda 100$’a muhtara komşu yaşamak.

kazımist manifesto
KAZIMİST MANİFESTO
13 Ekim 2016
First they killed my father
Film Analizi : First They Killed My Father
25 Şubat 2017

Kamboçya’ya yerleşmek ve ayda 100$’a muhtara komşu yaşamak.


 

Bi süreliğine Kamboçya’ya yerleşiyorum. Muhtarın evinin hemen karşısında oda tuttum. Ayda 100 dolara, su ve wayfi dahil. Yüz dolara İstanbul GOP’ta bodrum katı dahi tutamazsınız, internet çeksin diye pencere kenarına tünersiniz. Burada nefis coconut’ımı yudumlayıp balkondan muhtarımla selamlaşırken hıpızlı internetin keyfini çıkartıyorum, moralim yüksek. Kamboçya muhtarları Türkiye’deki meslektaşları kadar eğitimli değiller, düzenli olarak da cumhurbaşkanı ile zirveler düzenleyemiyorlar. Ama toplum içinde önemli bir yere sahip olduklarını söyleyebiliriz.

 

 
 

 

Kamboçya son senelerde Kaş-Kabak-Olympos üçgeninde “Bu ülkede daha fazla yaşanmaz morukçum.” cümlesiyle başlayan sohbetlerde en fazla adı anılan ülkelerin başında geliyor. Bunda bloggerların ve Antalya- Kaleiçi’nden bu tarafa yaşanan toplu müptezel göçünün payı büyük. Hayatın ucuz, cigaranın serbest, vize işlemlerinin kolay olduğunun duyulması Türkiye’den Kamboçya’ya yönelik nüfus hareketinin başlıca sebepleri arasında.

Sınırda 35$’a business vize dağıtıyorlar.

Ülkeye ilk kez ayak basmış olmanız, vizeyi alıp iş kurmamanız hükümeti alakadar etmiyor. Ne iş yapıcan, in misin cin misin diye sormadan 35’i verene vizeyi çakıyorlar(di). Bu vizeyle ister yan gelip yatın, ister dönerci açın, ister otel dikin. Bu kolaylığın duyulmasıyla son yıllarda ülke, para kazanmak dışında Kamboçya ile hiçbir spiritüel bağı olmayan, kültürüne ve tarihine ilgi duymayan, halkıyla olan teması fahişe ve ladyboyları gecelik kiralamaktan ibaret olan “esnaf” abilerle doldu. Bir tanesi ile aramda şöyle bir diyalog geçti.

“-Angkor Wat’ı gezdin, tapınakları nasıl buldun abi?

+ Şimdi bizim ızgara işi orada gitmez…”

Ayrıca ülkede vergilendirme sistemi henuz oturmadi, asgari ücret 80$. Kiğılı, Zara firmaları gibi buraya fabrikanızı açıp vergi ve sigorta ödemeden ayda 100$’a Khmerlileri günde 14 saat çalıştırıp 19. Yüzyıl Avrupa kapitalizmi nostaljisini günümüze taşıyabilirsiniz.

Korkmayın suçlu iade anlaşması yok.

Türkiye’de aranır durumdaysanız rahatlıkla kapağı buraya atabilirsiniz. Zira burada sizden çok var, kendinizi yalnız hissetmezsiniz. Hatta cezaevi arkadaşlarınızla burada karşılaşmanız olası. Suçlar genellikle hırsızlık, gasp, uyuşturucu, cinayet.

Bu arada Khmerli hırsızlar Türkiye’deki meslektaşlarına fark atacak oranda yetenekliler. Motorize kapkaççılar gündüz gözü yürüyen, motor süren, tuktukla seyahat eden kurbanlarının çantalarını ustalıka çalıyorlar ve izlerini trafikte kaybettiriyorlar. Genelde 50 kilo oldukları için sizinle birebir mücadeleye girişmiyor, ortalama bir Hollandalı kadından dayak yiyebileceklerinden bu kara suratlı bacanaklar yöntem olarak kapkaçı tercih ediyorlar.

Krallıkta yaşamak çok havalı

Neticede Britanya da krallık. Tabi Kamboçya’ya göre biraz daha organizeler. Londra’da herhangi bir festival sonrası çöpler Thames nehrine dökülmüyor, başkent Phnom Penh’deki su festivali sonrası şehrin bir haftalık çöpü Mekong nehrine döküldü. Nasıl olsa çöpler nehirle birlikte düşman Vietnam topraklarına sürükleniyor diye düşünmüş olabilirler.

 

 
 

 

Ülkede çevre bilinci müthiş. Sakız alsanız plastik poşete koyuyorlar. Ülkenin en büyük adası ve turizm merkezi( bloglarda Türklerin bastığı ada olarak bildiğiniz.) Koh Rong adasında kanalizasyon, alt yapı yok, foseptik denize dökülüyor. Adanın sivrisinekleri kolunuzu bacağınızı yara yaptıktan sonra denizinde yüzüp o yaralardan enfeksiyon kapıyorsunuz. Adaya yaptığınız ilk ziyarette kolu bacağı yara içindeki turistleri kendi gözünüzle göreceksiniz.

İmam osurursa cemaat sıçar hesabı ülkedeki erkek nüfusunun önemli bir kısmı gayliğe meyilli. Kızlarda da lezbiyenlik popüler. Muhafazakar aile yapıları yüzünden olsa gerek, kızlar gece dışarı salınmadığı için gençler kendi aralarında çözümü bulmuşlar. Kızlar kızlarla, erkekler erkeklerle takılıyor.

Budist rahipler sabahları esnafı gezip dua okuyup bunun karşılığında bağış topluyorlar. Kadınlara temas etmeleri yasak ama erkek sevenleri budizmin yasal boşluklarından faydalanıp birbirlerine saplıyorlar. Turuncu giyinen rahipler beşer hayatın debdebesinden çok da uzak sayılmazlar. Hepsinin elinde koca koca akıllı telefonlar var. Akşamları odalarına çekildiklerinde ne porno izliyorlardır tahmin edersiniz…

 

 
 

 

Hayat da trafik de bir şekilde akıyor.

Çocuklar çıplak ayak büyüyor ama üşütmüyorlar, sadece pilav ve noodle yiyorlar ama bir şekilde büyüyorlar. Ayda 100 $ ile aileler bir şekilde geçiniyorlar. Motorlarda sinyal kullanma alışkanlığı yok, dikiz aynası hak getire, ters yönden sürmekte bir beyis görmüyorlar. Nasıl olsa Budistiz, reankarne olup geri geliriz diyerek kask takmıyorlar, arabalar yolu ortalayıp sollamanıza izin vermiyorlar, yollar tuktuk dışında kimliği belirlenemeyen onlarca tekerlekli cisimlerle dolu fakat trafik öyle veya böyle akıp gidiyor.

Türkiye ile benzer yönleri çok.

Bir kere başlarındaki adam ve parti 35 yıldır değişmiyor. Sokakta sorsan kimse başkanı sevmiyor ama her seçimde %60 oyla iktidarı alıyor. Bizim 16 Nisan referandumu gibi secimlerde bin turlu dalavere ceviriyorlar. Sansür ve muhaliflere baskı yoğun. Daha bir kaç ay önce bir muhalefet lideri kim vurduya gitti. Güvenlik kameralarının kayıtları kayıp.( Hrant cinayetinin kayıtları da senelerce gizlenmişti). Ne kadar da benziyoruz değil mi? Tv’de hardcore aşk ve dram temalı dizileri sabah akşam ekranı işgal ediyor ki 80 ve 90’lardaki Brezilya dizileri yanlarında bok yemiş. Haberler Başkan Hun Sen’in ziyaretleri ve sansürsüz motorsiklet kazası haberlerinden ibaret. Khmer halkı kopmuş kol bacak izlemeye bayılıyor, bir tanesi de “s*kerim böyle gündemi, bu ülkede başka bir şey olmuyor mu?” diye sormuyor.

Türk toplumunda olduğu gibi bunlarda da bekaret, namus kavramları önemli. Çünkü bakire olmayan kızın başlık parası ciddi oranda düşüyor. He bu arada başlık parası da var, yaklaşık 5000$ civarında.

Bizde boyna asılan cevşenler gibi Kamboçya’da bileklere, araçların aynalarına asılan “okunmuş” kırmızı ipler mevcut. Ölülerin ardından “sela” okuyorlar. En azından sound olarak ben selaya benzetiyorum. Sokağa sandalyeleri dizip sabahın 5’inde bütün mahalleyi ayağa kaldırıcak volumde banttan selalarını dinlettiriyorlar ve ölüsüne dirisine küfür ettiriyorlar.

Sizin aklınızın alamayacağı şeyler yaşanıyor.

Malum muson iklimi etkisi altında bir coğrafya ve senenin 12 ayı sıcak. Biz yabancılar sıcaktan götümüzden solurken Khmerli hanımefendiler boğazlı penye, şapka, yün eldiven ve parmak arası terlik içine çorap giyerek güneşten korunup, serin kaldıklarını düşünüyorlar. 35 derece sıcakta ben baktıkça kurdeşen döküyorum. Evde giyilmesi için üretilmiş pofuduk terlikleri sokakta günlük hayatlarında giyilebilen bir şey zannediyorlar. Ruhlara inanıp onları ara ara gördüklerini iddia ediyorlar. Tenha bir muhitte oturduğum için “o civarda çok hayalet oluyor” diyerek beni evime bırakmayı kabul etmeyen tuktukçuya bile şahit oldum.

Diğer bir ilginç olay porno izleyene gösterilen saygı . İnternet kafelerde beyfendiler yan masaları dolu olsa, yanda “bayan” otursa dahi kulaklığını takıp pornosunu açıp rahatlıkla izleyebiliyorlar. Arada benim de gözüm takılıyor beraber izliyoruz, bunda çekinecek bir şey yok.

Alkolik ve met bağımlısı Tuktukçular akla mantığa savaş açmış şekilde motorumu park ederken, bara girerken, elimde içki yürürken, alışveriş yaparken yanıma gelip tuktuk soruyorlar. Bu coğrafyada mantık aramak sadece sizi yıpratır, ortama hızlıca adapte olup çevrede olup biteni kabullenmek sağlığınız açısından faydalı olacaktır.

Pol Pot adlı diktatörün 75-79 yılları arasında ülkedeki tüm okuyan, yazan, kafası çalışan insanları öldürdüğünü düşündüğümüzde bugünkü manzaraya çok da şaşırmamak lazım. Evrim sürekli iyi ve gelişkin olana doğru ilerlemesi gerekirken jenositteki nitelikli nüfusun ani yok oluşu evrim sürecini Kamboçya’da tersine işletiyor.

Tuvalet kültürü.

Bu konuya hiç girmeyelim.

Kamboçya’nın Alanya’sı : Sihanoukville

Alanya nasıl ki Türk turizminin foseptik çukuruysa Sihanoukville de Kamboçya’nın Alanya’sıdır. Türk akınları sonucu bir Türk gölü haline gelmiş bu sahil kentinde barda, plajda en pahalı restaurantlarda dahi çarşafınızı çıkarıp, sigaranızı sarıp içebilirsiniz. Çünkü trafik kazası olmadığı sürece turistik Serendipity mahallesine polis falan uğramıyor. Bu şehirde adım başı bir Türkle selamlaşarak kendinizi memleketinizde hissedebilir, kalabalık masalarda kahve muhabbetleri çevirebilirsiniz. Dil sorunum var diye üzülmeyin, Türkler otel, restaurant, taşımacılık vb birçok sektörde söz sahibi. Hatta bu şehirde Türk torbacınızdan alışveriş yapma konforuna sahipsiniz. Ayrıca Sihanoukville’e bağlı adalar olan Koh Rong ve Koh Rong Samloem adaları da Türk işgali altında. Türkler kendi ülkelerinde olduğu gibi Kamboçya’da da bir cigaralığı söndürmeden diğerini sarıyor, herhangi bir sosyal faaliyette bulunmadan, yardım kuruluşlarına destek vermeden, denize girmeden, hobi edinmeden 7/24 kafaları güzel dolaşıp saman gibi yaşıyorlar.

Khmer kızları

100$ maaş ile 800$ smartphone’ları nasıl aldıklarına aklım basmadığı insan topluluğu. Asya’daki teknoloji ve sosyal medya bağımlılığı bu ülke insanını da vurmuş durumda. Kızlar birer “Black Mirror” (İnsanın teknoloji çağında kendine yabancılaşmasını konu alanı popüler bir dizi.) karakteri gibi sürekli salak mimikler yapıp selfie çekiyor, bu selfieleri ben de dahil 100 adet arkadaşlarını etiketleyerek facebook’ta paylaşıyorlar. Trafikte motor sürerken messanger’da geyik yapıyorlar, her gördüğümde motorla üzerlerinden geçmek geliyor içimden. Genelde tezgahtar olarak iki ayrı işte günde toplam 16 saat çalışıp her gün iş çıkışında boktan pop müzik eşliğinde aynı mekanlarda hıpızlı dans edip içiyorlar. Ne ara uyuyup dinleniyorlar bilmiyorum.

Evlendiklerinde yüzlerine en güzel kızı bile Joker’a çeviren Khmer style makyaj yapıyorlar. Slim vücut tipi ve yuvarlak hatları, ipeksi koyu tenleri ve sevimli yüzleri ile çekici kızlar olsalar da farkındalıklarının düşüklüğü(feodal baskı altında bireysel özgürlüklerinin ve haklarının farkında olmayıp başkaları için yaşayan köle ruhlu, kaderci insanlar) sebebi ile geçinmenin zor olacağını düşünüyorum.

Madem Kamboçya’da yaşıyorum, bari Khmerli kız arkadaş yapayım derseniz bu bir meydan okuma demektir. Zira buluşmak istediğiniz hanımefendi gündüz hava sıcak olduğu için, akşam çalıştığı için, gece eve gitmesi gerektiği için, arkadaşlarıyla buluşacağı, doğumgününe gideceği, “very busy” olduğu (noodle pişiriyor, evi temizliyor), yeğeninr baktığı, köye annesini ziyarete gideceği gibi türlü bahanelerle sizinle kolay kolay buluşmayacaktır. Ayrıca bu kızların alayı drama queen. İlişkiyi ilerletip yatağa geçseniz bile yatakta terkeden kocasından, zar zor geçindiğinden, çocukları annaneye bıraktığından bahsederek insanı seksten soğutmayı başarıyorlar.

Duyan geliyor.

Esrarın gramının 1,5$, biranın 1$ olduğunu duyan(hayatın burada çok ucuz olduğunu zannederek) ve buradaki Türklerle kontağı bulunan her müptezel hiç bir plan yapmadan cebine birkaç bin dolar koyup soluğu Kamboçya’da alıyor .( hayatın o kadar da ucuz olmadığını farkettiklerinde ceplerindeki para bitmiş oluyor.)

Devlet bazı iş alanları için kadro açtı, vakit kaybetmeyin.

Özellikle yoga-meditasyon yapıp, enerjilere inanan ve bunları dilinden düşürmeyen takı tasarımcısıysanız ve müptezelseniz devlet size büyük kolaylıklar sağlıyor, çünkü ülkede kapatılması gereken spiritüel müptezel açığı var. Elinizdeki altın bileziği iyi değerlendirin.

Tez zamanda gelip siz de kendi deneyiminizi yaşayın.

Bahse girerim sizin de tanıdığınız birileri bir süredir Kamboçya’da yaşıyordur. Gelip gezip kendi gözünüzle görün ve sakın ola ilk keşfeden kişi sizmişsiniz gibi burası hakkında gezi blogu yazmayı ihmal etmeyin. Ve gelecekseniz lütfen benimle kontak kurmayın 🙂 İyi günler.

Ayetullah POMPALITÜFEK

Not: Kamboçya hakkında ciddili blog okumak isteyenler şu linke tıklasınlar

 

9 Comments

  1. ali dedi ki:

    Ne akıcı bir yazı tebrik ederim.

  2. Yusuf dedi ki:

    Antalyalisiniz sanirim.. Yazi gayet biz bize oturduk kaleicinde iciyoruz ve bunlari anlatiyorsunuz tadinda olmus.. Youtube da bunubi tat olarak aratirsaniz benim de seyehat anilarim mevcut.. Antalyadan srlanlat..

  3. İlker dedi ki:

    Selam
    Yazınızı soluksuz okudum
    Anlaşılır ve etkileyici olmuş
    3 ay önce siem reap e gittim 4 gün kalabildim en kısa sürede uzun süreli olarak tekrar geleceğim.
    Sizinle mutlaka görüşmeliyim
    ilker.atar@hotmail.com irtibata geçerseniz sevinirim
    Görüşmek dileğiyle

  4. myıldız dedi ki:

    hoş mizah, su gibi aktı yazı. ben de bu cennet vatanda geçici dövme, incik boncuk ve yoga gibi denenmemiş işler pilanlıyorum inş

  5. yusuf dedi ki:

    Gülmekten kina geldi eline sağlık

  6. Serdar dedi ki:

    Harika akıcılıkta bir yazı. Arsa işleri nasıl oluyor değinmemişsiniz hayret. Yok mu nehrin kenarlarında uygun bir şeyler?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir