ANGKOR ÜLKESİ KAMBOÇYA -3

Garuda
GÜLÜMSEYEN KRALLIK / TAYLAND
5 August 2015
Kızıl Kmer Askerleri
ANGKOR ÜLKESİ KAMBOÇYA -2
22 March 2018

ANGKOR ÜLKESİ KAMBOÇYA -3

Koh Rong Samloem Adası

Koh Rong Samloem Adası

 

Phnom Penh

Kamboçya ülkesinde üç şehir öne çıkıyor. Başkent Phnom Penh, Siem Reap ve Sihanoukville... Bunların yanı sıra gelişmekte olup bu günlerde expat komünitesinin akınına uğrayan Kampot ve onlarca yerel sanatçıyı yetiştirmiş Battambang'ı da yakından inceleyeceğiz.

Phnom Penh, Fransız Çinhindi'ne, "Demokratik" Kampuçe'ye (Kızıl Khmerlere) ve bugünkü Kamboçya Krallığı'na başkentlik yapmış bir şehir. Merkezi noktalarında Fransız mimarisinigöze çarpıyor. Ana caddelerin, meydanların eli yüzü düzgün. Fakat bir sokak arkaya geçtiğinizde çöp yığınları, fareler ve sefaletle yüz yüze geliyorsunuz. Şehirde yalnızca iki adet gökdelen yükseliyor, yenileri yolda. Bir de AEON adında modern bir alışveriş merkezi bulunuyor.( Zara, H&M gibi markalar malesef yok.) Şehrin ortasından ünlü Mekong nehri geçiyor. Mekong'un kenarındaki yürüyüş yolunda ise onlarca sokak çocuğu, dilenci, uzuvlarını kaybetmiş mayın mağdurları etrafınızı çeviriyor. Sahilde bir banka oturup manzarayı izleyeyim dediğinizde çantanıza, telefonunuza dikkat edin. Khmerce "atmen loy- bende para yok" derseniz ısrarcılığı bırakacaklardır, deneyin.

Şehrin Royal Palace ve birkaç Budist tapınağı dışındaki tek turistik atraksiyonu maalesef jenosit müzesi ve ölüm tarlaları. "Year zero” denen Kızıl Khmer devriminden sonra kent sakinleri tarlalara sürülüp koca şehir boşaltılıyor ve 4 yıl boyunca Phnom Penh ölü şehir olarak kalıyor.

 

 
 

 

Şehrin önemli geçim kaynaklarından biri kapkaç. İşinde ustalaşmış uzman motorize kapkaççılar özellikle kadınları hedef alıyorlar. Siz TukTuk denen taksilerde seyir halindeyken motorla yanaşıp çantanızı kapıyorlar. Backpackerlar için Tayland’ın Koh Phangan adasında magic mushroom kafasıyla motor kazası yapıp kolu bacağı sargıya aldırdıktan sonra Phnom Penh’e gelip soyulmak, geri kalan eşyaları da Sihanoukville’de partideyken kaybetmek bir gelenek halini almış. Konsolosluklar ve karakollarda her gün onlarca pasaportunu kaybetmiş genç turiste rastalayabilirsiniz.

Şehirde Feto’nun ülkedeki zengin ve bürokrat çocuklarına hizmet veren Zaman Üniversitesi adında bir eğitim kurumu var. Duyduğum kadarıyla ortalama bir eğitim verilmesine rağmen okul ücretleri çok pahalı. 15 Temmuz darbe girisimi sonrası bu okul bir süre faaliyete ara verdikten sonra isim değiştirerek yeniden açıldı. Türk hükümetinin baskıları okulu kapattırmaya yetmemiş anlaşılan. Kamboçya hükümeti kendilerine bir zararı olmadığı için Türkiye'nin kapatma talebini reddetmiş.

İnternette Aynebilim mahlasıyla tanınan Türk bir hanım kızımız şehir merkezine 40 dakika uzaklıktaki ölüm tarlalarının karşısına yoksul köy halkı için aşevi açmış. Bağışları kabul edip pişirdiği yemeklerle köy halkını doyuruyor. Eline koluna sağlık diyelim. Dileyenler kendisine http://aynsoupkitchen.com/portfolio_item/asevi/ adresinden ulaşıp bağışta bulunabilirler.

Şehirde bir Türk markaları Kiğılı, Karaca için üretim yapan Weibo adlı bir Türk şirketi faaliyet gösteriyordu. Vergi sistemi olmayan bu ülkede hali hazırda ucuz iş gücünden faydalanmak isteyen marka, Kamboçya hükümetinin çıkardığı yeni vergi yasası sonrası üretimi maliyetli bulup fabrikayı kapattı.

Gece gezmelerini sevenler Mekong nehri kenarındaki bar ve restaurantlara takılabilirler. Hemen nehir kenarına yakın 118,130,136. sokaklarda yan yana dizilmiş onlarca hooker bar bulunmakta. Kızların İngilizcesi kabul edilebilir düzeyde, sıcak kanlılar. Şehrin en popüler klübü Pontoon iki ayrı sahneden oluşmakta. Birinde daha çok expatlar takılırken diğer sahnede iş kovalayan kızlar ağırlıkta. Pontoon’un hemen karşısındaki bir binanın en üst katında sky bar tarzı bir Raggae bar bulunuyor ki benim favori mekanımdır. İçeride cigaranızı güvenle sarıp içebilirsiniz. Geçtiğimiz yıl açılan Jet's Container Night Market orta ve üst sınıf gençlerin gözdesi durumunda. İngilizce menü bulunmayan mekanlarda sipariş vermek güç olsa da lokal halka takılmak isteyenler için alternatifsiz.

Başkentte Türk Büyükelçiliği Türk vatandaşlarının hizmetinde. İlgilenenler için Phnom Penh Türk Büyükelçiliği’nin adresi :

No:1&3, Senei Vinnata Oum (St 254), Sangkat Chaktomuk, Khan Daun Penh, Phnom Penh (Tel: +855 23 863 086)

 

 
 
 

SIEM REAP

Siem Reap, ismini Siyam İmparatorluğu ile yapılan savaşta Siyamlıların yenilmesi hikayesinden alan bir şehir. “Siyam Yenildi” anlamına geliyor. Bizim İzmir’in adının ” Yunan’ın *mına koyduk” olduğunu farzedin. Kamboçya’nın Disneyland’ı diyebileceğimiz, en temiz en güvenli ve en Avrupai şehri. Şehirde yaşayan ve ağırlıklı olarak NGO( Non Governmant Organisation) larda çalışan expatlar şehrin çehresini değiştirmiş durumda. Sihanoukville’deki işsiz güçsüz müptezellere ve gangsterlere burada rastlayamıyorsunuz.(Burada güncelleme yapmam gerekiyor. Buraya da Türk akınları başladı. Sehirde su an tahminim 70 kadar Türk var.) Belki de yerleşik Fransız nüfusunun fazla olmasından dolayıdır, şehirde çok şık restaurantlar, şirin kafeler ve pastaneler bulunuyor.
 

 
 
 
Efsanevi Angkor Tapınaklarının bu şehirde bulunması nedeniyle Kamboçya’ya uğrayan turistlerin ziyaret etmeden ayrılmadıkları bir şehir. Geçen yılın istatistiklerine göre 2,5 milyon turist tapınakları ziyaret etmiş. Şehir Merkezi çok küçük, tüm hayat 500 metrekare alanda, Pub Street denilen barlar sokağında dönüyor.
 

 
 
 
Şehirde, dünya üzerinde artık çok az sayıda ülkede yasal olarak faliyet gösteren timsah çiftlikleri bulunuyor. Çiftlikler genelde Fransızlara ait. Çiftliklerde timsah üretiminin yanı sıra shoplarda çiftlikte yetiştirilen zavallı timsahların derilerinden yapılmış ürünlerin satışı yapılıyor. Altı metrelik bir timsahtan 11 adet bayan çantası çıkıyor. Çiftlikler turist ziyaretlerine açık. 5 dolara bilet alıp 10 dolara timsahları canlı yemlerle (ördek, tavuk) besleyebilir, hayvan belgesellerini aratmayacak manzaralara şahit olabilirsiniz. Bundan iki-üç sene önce aşırı yağış sonucu şehrin içinden geçen nehirin taşmasıyla nehir kenarında bulunan timsah çiftliğinden bir adet 5 metre boyunda timsah firar edip nehirde izini kaybettiriyor. Boy ortalaması 1.60 olan Khmerliler ellerinde çubuklarla boyunlarına kadar gelen suyun içinde timsah arıyorlar. Allahtan bi karşılaşma yaşanmamış.
 

 
 
 

Bunun dışında şehirde geleneksel Apsara dansını izleyebileceğiniz showlar, akrobasi showu ağırlıklı bir sirk, derisinin içinde kalmış şarapnel parçalarını ve arkadaşlarını kaybettiği infilak etmiş tankları tanıtan eski askerlerden oluşan rehberler kadrosuyla bir adet savaş müzesi bulunmakta. Vakti olanlar için yüzen köyden ( floating village) geçip Tonle Sap gölünü üzerinde gün batımı izlemenizi tavsiye ederim.

Motorla iki saatte ulaşılabilen Phnom Kulen( Kulen Dağı)i de görmenizi tavsiye ederim. 13 km’lik bozuk bir yoldan dağın tepesine ulaşıyorsunuz. Zirvede sizi bir şelale bekliyor. Enfes, huzur verici bir ortam. İki saatlik yolculuğa değiyor doğrusu. Fotoğraf meraklılarına enfes kareler vaadeden "Lotus Farm"ı da mutlaka gezin. Kutsal lotus çiçekleri ve pastel renklerdeki pirinç tarlalarıyla dolu arazide filtersiz muhteşem fotoğraflar çekeceksiniz.

 

 
 

 
 

 

Şayet Kasım ayı içerisinde burayı ziyaret ederseniz ” Bon Om Touk” adıyla kutlanan su festivalini ve kano yarışlarını izlemenizi tavsîye ederim. 12.yy’da Kral Jayavarman VII. zamanında Tonle Sap nehri üzerînde dönemîn donanma güçleri arasında yapılan kano yarışlarıyla gerçekleşen kutlamalar bugün de Jayavarman VII onuruna devam ettiriliyor. Angor İmparatorluğu döneminde komşuları Cham uygarlığı ile sık sık naval (nehir) savaşlarına giren birlikler, bu yarışmada ipi göğüsleyip bir sonraki savaşa katılma hakkını kazanmak için birbirleri ile mücadele ediyorlarmış.

Siem Reap'ten yaklaşık 3-4 saatlik bir yolculukla Tayland sınırı Anlong Veng'e gidip Pol Pot'un cesedinin yakıldığı yeri ve mezarını ve de evini görebilirsiniz. Laos sınırı olan Kratie'ye giderseniz de Mekong nehrinde yaşayan balon kafalı nehir yunuslarını izleyebilrsiniz. Benim gibi Mekong nehrini pasaportsuz geçip Laos'un Don Det köyünde bir gece konaklayabilirisiniz. Bunu yapan turistlere göz yumuluyor olacak ki oteller konaklamak isteyenlerden pasaport istemiyor. Don Det'teki çok güzel ve geniş şelaleler görülmeye değer.

 
 

BATTAMBANG

Siem Reap’e aracla 3.5 saat mesafede sirin bir Kamboçya sehri olan Battambang, Phnom Penh’in bir minyatürü gibi. Sehrin icinden tıpkı Phnom Penh gibi genis bir nehir geciyor. Sokaklarda yer yer Fransiz mimarisine rastliyorsunuz. Angelina Jolie de benim gibi dusunmus olacak ki Kizil Kmer rejimi hakkinda gecen yil cektigi filimi ”First They Killed My Father ” adli filmin Phnom Penh’de geçen sahnelerini burada cekmiş.

Sehirde ” Killing Cave” adiyle bilinen, Kizil Kmerlerin iddialara gore insanlari tepelerinden asagiya atarak oldurdukleri magaralar bulunuyor. Insan kemikleri ve kafataslari bu magaralarda sergileniyor. Ayni bolgede Bat Cave olarak bilinen magarada, havanin kararmasina yakin dev bir seramoni ile mağaradan dişariıa akın eden ve yaklaşik bir saat süren yarasalarin uçuşunu izleyebilirsiniz.

 

 
 
 

Sehirdeki atraksiyonlardan biri de Bamboo Train. Bambudan yapilmis ilkel bir tren üzerinde sehri tavaf edebiliyorsunuz. Nehrin iki yakasinda da cesitli restaurant, cafe ve eğlence merkezleri bulunyor. Ayrica otellerin sky barlari da mevcut. Fiyatlar Kamboçya’nin diger turistik bolgeleri ile karsilastirilinca cok ucuz. Şehrin sokaklarında Battambang’in unutulmaz kahramanlari olan ve Kizil Kmer tarafindan oldurulen iki sarkici Sin Sisamuth ve Ros Serey Sothea’in duvar resimleri sık sık karşınıza çıkıyor

 
 

KAMPOT

1950’lerde Sihanoukville limanı yapılıncaya kadar ülkenin ana limanı ve ticaret merkezi olmuş, şimdilerde ise curcunadan uzak kalmak isteyen turistlerin tercih ettiği küçük ve sakin bir kasaba. Merkezinden Kampot nehri geçiyor. Kasabada Fransız koloni mimarisi gözleniyor. Nehrin üzerinde Fransızlardan kalma çok eski köprüler var. Kasabaya 7 km mesafede nehir kenarına kurulmuş, backpackerların tercih ettiği, “sigaranızı” sarıp içebileceğiniz Arcadia Bungalows isimli bir işletme var. Nehir yüzülebilecek temizlikte. Dört-beş dolara motor kiralayıp gidebilirsiniz.

Kampot'u ziyaret edenler yine motor kiralayarak 32 kilomnetre uzaklıktaki, 1100 rakımlı tepeye çıkıp terkedilmiş eski Fransız kumarhanesi ve kiliseyi gezsinler. Vietnam Ordusu ve Kızıl Kmerler arasındaki çatışmanın izlerini taşıyan tarihi binalar bugün mekruh durumda. Rakımdan dolayı üşüyebilirsiniz, yanınıza kalın bir şeyler almayı unutmayın.

Kampot kara biberi ve cigarasıyla ünlü bir şehrimiz. Kamboçya'nın en iyi sigaraları burada, esrarkeş kardeşlerime duyururum.

 

 
 
 

SİHANOUKVİLLE

İsmini Kral Sihanouk’tan alan şehir, şu anda Türk akınları sonucunda bir Türk gölü haline gelmiş durumda. Otelleri, casinoları, mafyası ve plajlarıyla adeta Kamboçya’nın Antalyası. Çeşitli sebeplerle Türkiye’den kaçmış olan insanların ve Türk işletmecilerin köşe başlarını tuttuğu, kenti domine ettiği enteresan bir şehir. Deniz taşımacılığından, otelciliğe, restaurantlara birçok sektörde Türkleri görmek mümkün. Dünyanın her yerine götürdüğümüz rekabet, kavga, dövüşü buraya da taşımışız, karakollara nam salmışız. Şehirdeki Türkleri iki gruba ayırırsak, Türkiye’de dosyası, mahkemesi, cezası bulunan ve hapishanelerde zaman geçirmiş ağır abiler ve Türkiye’nin siyasi ikliminden ve muhafazakarlaşmadan kaçan Hippieler. Normal şartlar altında Türkiye’de bir araya gelmesi güç olan bu iki topluluk gurbette olmanın da etkisiyle aynı masada cigaralarını sarıp birlikte tüttürüyorlar. Aynı masada oturan 15 tane Türkçe konuşan insan görürseniz şaşırmayın, this is Sihanoukville.

Girişinde başarısız bir çift aslan heykeli bulunan şehir uyuşturucunun de facto serbest olduğu bir hedonizm merkezi. Trafik kazaları dışında şehir merkezine pek polis uğramadığından kapalı-açık her tür mekanda sokakta rahatlıkla cigaranızı sarıp içebilirsiniz.

Şehir, turistlere birçok alternatif sunuyor. Merkezde kanalizasyonun döküldüğü Serendipity Beach’te güneşlenip denize girdiğinizde çantanızı çaldırabilir, çok daha temiz olan ve hippie’lerin tercih ettiği Otres Beach’te yüzebilir, şehirden kaçmak isterseniz speed ferry’e atlayıp 45 dakikada bir başka hedonizm merkezi Koh Rong adasına geçebilir, burada partileyebilir, partinin sonlarına doğru plajda gündoğumunu izleyebilir, kesenin ağzını biraz daha açarak balayı adası olan Koh Rong Samloem’de huzura erebilir ya da bakir kalmış Koh Ta Kiev adasında kamp yapıp gece deniz planktonlarıyla raks edebilir, “Kitsch” eğlencelerden hoşlanıyorsanız gece Serendipity’de MDMA kafası yaşayan İngiliz ve Aussie kalabalığın arasına karışıp commercial music eşliğinde coşabilirsiniz.

Koh Rong adasına geçecekler açık yaralarına dikkat etsinler. Adada alt yapı olmadığı, kanalizasyon denize bırakıldığı ve çevre yeterince temizlenmediği için yaralarınız kolaylıkla enfeksiyon kapacaktır. Adadaki “sand fly” denen sinekler açık yaralarınıza yumurtalarını bırakıp enfeksiyonun yayılmasına sebep oluyorlar. Partilerde sarhoş kafayla sağa sola çarpıp yaraladığınız ayaklarınıza iyi bakın, açık yaraları adaya gitmeden önce sargıya alın. İskelelerin bulunduğu merkez plajının denizini kirlilikten dolayı tavsiye etmiyorum. Fakat adanın diğer yakasındaki Long Beach tertemiz. Hamak veya çadır kiralayarak kamp yapabilirsiniz. Merkezden bir saat orman yürüyüşü yaparak Long Beach’e ulaşabilirsiniz.( yürüyüş sırasında karşılaşabileceğiniz yılanlara dikkat. Adada zengin bir yılan popülasyonu mevcut). Koh Rong Samloem adası ise büyük abisinin aksine sakin, huzurlu, temiz, bir balayı adasıdır. Adaya getirilen jenaratörler sayesinde eskisi gibi gece 10'da hayat durmuyor. Konaklama ücretleri Koh Rong’a göre daha tuzlu olsa da ucuz dormlar bulabilirsiniz. Sahildeki barların dışında ormanın içindeki Jungle Bar her gece açık, Full moon'larda parti düzenleniyor.

 

 
 
 
 

 

Şehirde Türklerin yanı sıra iş kovalayan diğer problemli iki millet Ruslar ve İsrailliler. Dolayısı ile kentte sık sık silahlar konuşuyor, mafya hesaplaşmaları yaşanıyor. Nehirlerde kanallarda bulunan yabancı uyruklu cesetler şehrin sıradan olayları arasında. . Sergei Polansky isimli bir Rus oligark şehir merkezine yakın bir adayı satın almış. Adaya giden yola da köprü yaptırmış. Bildiğiniz iki kara parçasını birleştiren deniz üzerine inşa edilmiş köprü… 2015 senesinde Putin’in isteği ile teknesindeyken Kamboçya güvenlik güçleri tarafından yakalanıp Rusya’ya teslim edildi. Satın alıp üzerine otel inşa ettiği ada ise Kamboçya güvenlik güçleri tarafından yağmalandı.

Sihanoukville şu an tam olarak gözünü para hırsı bürümüş Çinli yatırımcıların işgali altında bir şehir. Çekik gözülüler sınırsız bütçeleri ile gözlerine kestirdikleri her yeri satın alarak işletmecileri yerlerinden ediyorlar. Hali hazırda 40 olan casino sayısını 150'ye çıkartarak burayı da Makao gibi casinolar şehri yapacaklar. Uluslarası havalanı tatamiyle Çin sermayesi ile yapılıyor. Şehrin eğlence merkezi olan Serendipity Beach'teki tüm barları yıkarak casino inşaatına başladılar. Gelecekte adalara da gözlerini dikerlerse Koh Rong adasının Türk işletmecilerinin işi zor gözüküyor.

Şehir yeni yatırımlarla birlikte daha da büyüme yolunda ilerliyor ve ilerleyen senelerde Türkiye’den daha fazla göç alması bekleniyor. Sanırım esrarın serbest olduğunu yazdıktan sonra bu bloğun da gerçekleşecek göç dalgasına katkısı olacaktır.

Bu blog ülkede geçirdiğim üç yil sonrasında gerçekleştirdiğim gözlemlere dayanmakta ve şüphesiz eksikleri bulunmaktadır. Okuduktan sonra yorumlar kısmına fikirlerinizi yazarsanız mutlu olurum. Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler,

Saygılarımla,
 

Comments are closed.