Film Analizi : First They Killed My Father

Kamboçya’ya yerleşmek ve ayda 100$’a muhtara komşu yaşamak.
2 Aralık 2016
First they killed my father
Review: Angelina Jolie’s Movie, First They Killed My Father
4 Mart 2017
First they killed my father

First they killed my father

 

Kamboçya, 1984 yapımı “Killing Fields”ten sonra beyaz perdede ikinci kez yakın tarihi ile yüzleşiyor. Angelina Jolie’nin yönetmenliğinde, prodüksiyonunda Fransız-Khmer yapımcı ve yönetmen Rithy Panh’ın da yer aldığı Netflix için çekilen film, A. Jolie’nin de yakın arkadaşı olan insan hakları aktivisti Loung Ung’un gerçek hayat hikayesini anlattığı aynı isimli otobiyografisinden sinemaya uyarlanan Kmerce çekilmiş bir drama.

Film Loung Ung’un, 1975 yılında Kızıl Kmerlerin uzun süren iç savaşınin ardından Phnom Penh’i işgal edip ülke yönetimini ele geçirmesiyle başlıyor. Angkar Partisi’nin (Kızıl Kmer) şehirleri boşaltıp tüm nüfusu kırsaldaki çalışma kamplarına gönderme politikasının sonucu olarak, tüm ailesiyle birlikte evlerinden sürülmeleri o yıllarda beş yaşında olan Ung’un gözünden anlatılmış. Ung’un hayal meyal hatırladığı anıları görsel dalgalanmalarla sahneye güzelce yansıtılmış. Loung Ung kamplarda büyüdükçe hafızası da kuvvetleniyor ve görüntüler daha fazla netlik kazanıyor. Kamplarda genç yaşlı demeden çalışmaya zorlanmaları, baskı, şiddet ve tehdit ortamında, silahların gölgesinde ailecek hayatta kalma çabaları uzun sahnelerle işlenmiş. Minik Ung, sık sık falshback’lerle Phom Penh’de refah içinde yasadiklari günlere dönüp, eski mutlu hayatının hayalini kurarken, bir yandan da kamplarda açlıkla ve diğer zorluklarla mücadele ediyor.

 

 
 

 

Filmde Khmer kültürüne ait sembollere de yer verilmis. Filmin afişindeki Budizm’de kutsal kabul edilen Lotus çiçeği, sahnelerde metafor olarak kullanılmış. Sevgi ve merhametin sembolü olan kırmızı lotus, kimi sahnelerde umudun canlı kalmasını temsilen taptaze, kimi sahnelerde ise solmuş şekilde farklı renk ve anlamlarda karşımıza çıkıyor. Benim için en etkileyici sahnelerden biri, kampta çocuklara propoganda amacıyla sahnelenen, bayrakların dalgalandırılıp marşların okunduğu bir oyunda küçük Ung’un bir an olsun hayallere dalarak, zarif ve estetik hareketlerle oynanan geleneksel Kmer Apsara dansıni zihninde canlandırmasıydı. Pol Pot denen Mao özentisi diktatörün, Kmer toplumunun yüzlerce yıl öncesinden günümüze taşınan güzel geleneklerini bir anda yok etmeye çalışıp, yerini kaba ajitasyonla doldurma gayretini başarılı bir şekilde özetleyen bir sahneydi.. Filmde Brahmaizm ve Budizm’de kutsal sayılan maymun-tanrı Hanuman da sembol olarak kullanılmış fakat mitolojiye hakim olmadığım için içeriğini çözemedim.

 

 
 

 
 

 

Film Siem Reap´te ve Jolie’nin oğlu Maddox’un şehri olan Battambang’ta çekildi. Filmin prömieri Siem Reap´te gerçekleşti, arından Phnom Penh ve Battambang´ta gösterimleri yapıldı. Battambang’taki prömier halka açıktı. Bu fırsatı kaçıramazdım, 4 saatlik bir motor yolculuğunun ardından promiere katılmak için Siem Reap´ten Battambang şehrine geldim. Üç binden fazla insan kurulan açık hava sinemasını hınca hınç doldurmuştu. Angelia Jolie filme teşrif etmeyip videolu mesaj gönderse de Loung Un oradaydı. Film başlamadan önce epeyce gürültü yapan kalabalık, film başlar başlamaz tarihe geçecek bu yüzleşmeyi büyük bir sessizlikle karşıladı. Anne babalarının dahi anlatmaya çekindkleri yakın tarihleri beyaz perdede karşılarındaydı.

İzleyiciyi gözlemlediğim kadarıyla film, yerel üslubu iyi yakalamış. Bazı sahnelerde sadece Kamboçyalıların anlayıp gülebileceği diyalog ve mimikler canlandırılmış. Diğer bir gözlemim ise filmde Kızıl Kmer ajitatörlerinin yaptığı Anti-Vietnam propoganda sahnelerinde seyircinin mest olduğu, neredeyse alkışlayacak kıvama geldiğiydi. Bu da Khmer toplumunun hala Vietnam’ı Pol Pot’tan daha büyük bir düşman olarak gördüğüne işaret ediyor.

 

 
 

 
 

 

Açıkçası bu filmde bir Amerikalı’nın soğuk savaş dönemine ait anti-komünist üslubuyla karşılaşacağımı tahmin ediyordum.. Angelina Jolie´nin gerçekçi yaklaşımı beni şaşırttı. Gerek filmin başında gerekse de sonunda Nixon politikaları eleştirilip Amerikan hava saldırılarında 250.000 Kamboçyalı’nın katledildiği gerçeği atlanmamış.. Kızıl Kmer kamplarında dekor olarak görünen Lenin, Stalin posterleri dışında da herhangi bir ideolojik amaç güden Hollywoodvari anti-propogandaya rastlamadım. Acemi rehberler tarafından anlatılan, hamile kadınların ve bebeklerin Kızıl Kmer tarafından öldürüldüğü gibi abartılmış hikayelere yer verilmemesi de sevindiriciydi. Ayrıca Kızıl Kmer zulmünden kaçan Kamboçyalıları canı pahasına koruyan Vietnam ordusu da filmde atlanmamışti.

Angelina Jolie, Kamboçya’nın kendisi için bir uyanış olduğunu açıklıyor. Kim bilir belki de ülkesi Amerika’nın Kızıl Kmer’i soğuk savaş döneminde Sovyetler ve Vietnam’a karşı nasıl piyon olarak kullandığı, Pentagon´un Pol Pot´a senelik 15 milyon dolar ödenek ayırdığı, İngiliz özel timlerinin Kızıl Kmerleri karamayınları konusunda eğittiği ve barış elçisi olduğu Birleşmiş Milletler’in 1991 senesine kadar Kızıl Kmer’in meclisteki koltuğunu koruduğunu öğrenmenin bu uyanışta katkısı olmuştur.

 

2 Comments

  1. Mainzz dedi ki:

    Sayın hocam güzel bir yazı olmuş. Daha sık post atmanızı dileği ile . Bu arada sizi twitter instagram gibi yerlerden nasıl takip edebiliriz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir