KAZIMİST MANİFESTO

Couchsurfing’te Adab-ı Muaşeret
14 Ağustos 2016
Kamboçya’ya yerleşmek ve ayda 100$’a muhtara komşu yaşamak.
2 Aralık 2016

KAZIMİST MANİFESTO

kazımist manifesto

kazımist manifesto

 
 

 

Anadolu’da bir heyula dolaşıyor, Kazımizm heyulası. Anadolu’nun tüm eski davarları bu hayalete karşı kutsal bir sürgün avı için ittifak halindeler. Mehmet Sana ile RTE, köylüler ile zabıtalar, facebook yönetimi ile Pursaklar.

Kazimizm(salt sosyalizm ) özgün bir felsefe akımı olarak tarihin diyalektik materyalist ve gastronomik yorumuna dayanan ekonomik ve toplumsal bir dünya görüşüdür. Kazim Ulutaş’ın fikri mimarlığını yaptığı ‘’salt sosyalizm’, Marksizmin; Leninizm, Stalinizm, Maoizm, Trotskizm, Enver Hocacılık gibi geleneksel yorumlarından farklı olarak bireyi, beslenmeyi temel alan, insanın özgürleşmesini , köylülükten kurtulmasını hedefleyen 3. aydınlanma çağının düşünce sistemidir.

Köylüler ve Davarlar

Bugüne kadar Anadolu’da iktidara gelen tüm hükümetleri spor yapmayan, ansiklopedi okumayan, Ulusal Kanal izlemeyen sünni davarlar iktidara taşımışlardır. Bunlar, Asya tipi üretim tarzı sonucu toprak mülkiyetine erişememiş, cehapenin kırsal bölgeleri merkezlere bağlı tutma politikası sonucu köylülüklerini aşamamış, AB’nin dayattığı yanlış tarım politikaları, işsizlik ve terör gibi çeşitli sebeplerle büyük şehirlere göç etmek zorunda kalıp feodal alışkanlıklarını şehirlere de taşıyan muhafazakar bir topluluktur. Adab-ı muaşeretten uzak bu kitle, insanın hemen arkasından tuvalete girer, helaya kol gibi bırakırlar, kapıyı çalıp müsade istemeden odaya dalarlar. Ulkenin istikbalinin önündeki en büyük engel işte bu köylü sınıfıdır.

CHP döneminde köylüleştik

Ucuncu aydınlanma cağının ve salt sosyalizmin düşmanları, Menderes ve Demirel’in temsil ettiği Adalet Partisi geleneği olduğu kadar , iktidar oldukları yerlerde (TBMM, Akyurt Huzurevi, Pursaklar) en az sığ milliyetçiler kadar gerici uygulamalara imza atan, yasakçılıkta sağ hukumetlerle yarışan, örümcek beyinli, mizahtan anlamayan, ofisinin önünden geçerken selam vermeyen halk partililerdir. Sosyal demokrat maskeleriyle gericiliklerini 2. enternasyonalden bu yana saklamayı huy edinmiş, her türlü teknolojik gelişmeye kapalı, iktidar mekanizmasını ellerine geçirir geçirmez wayfiyi kapatan bu despot anlayışı tarih elbet birgün yargilayacaktir.(Mehmet Sana ve Zeynep Nefes`i sanık sandalyesinde göreceğimiz gune inancımız tamdır.)

Kazımizmin Cesitli Muhalefet Partilerine Karşı Konumu ve Uç Partili Sistem

Proleter devrimin akabinde yürütülecek olan “zorunlu savaş Kazımizmi” politikasının ardından tam demokrasiye geciş salt sosyalizmin temel prensibidir. 3 partili sistem mantar gibi sol partilerin bitmesinin önüne geçmeye çalışan, halkın iradesini 3 parti ile parlamentoya yansıtacak olan en ideal sistemdir. Kazim Ulutaş 3 partili sistemi şöyle özetlemektedir;

“” uc partı yeter ******** akp******msp*******sp ” Sosyalist partilere mail atarak solda birliği sağlamaya çalışan Ulutas, davarları da birbirlerini yesinler diye akp ve msp catisi altinda toplamayı öngörür,

Kazımizm, Sekulerizm ve Inanç Hürriyeti

Kazimizm önyargıların aksine “camiler bombalansın” çizgisinde değil, tüm inançlara eşit mesafede olan bir ideolojidir. Toplumda karşılıklı saygıyı hedeflediğinden dini uygulamalara “ ezan haftada bir okunsun” benzeri sinirlamalar getirmiştir.

‘’Salt Sosyalızm’’ nedir?

Salt sosyalizm klasik marksist anlayislardan farklı olarak insanı ve beslenmeyi merkeze koyan bir sosyalizm anlayışıdır. Silahlanma yarışını beslenmenin önünde tutan bürokratik reel sosyalizmin çözülüşünü, toplumun “bol et“ yiyememiş olmasina baglar.

Ulutaş, “kapitalizmde sadece simit yersiniz, sosyalizmde simitin yanında pastırma yenir.’’ diyerek, kapitalizmin artık üretici güçlere ayak bağı olan bir üretim ilişkisi haline geldiğini, alt yapı ve üst yapıda tamamen curudugunu, halkın önüne ‘’suni denge” unsuru olarak koyulan “mikroskobik kıyma”nın proletaryanın uyanışına engel olamayacağını, sömürülen yığınların artık ‘’lahmacun, pizza ve bol et’’ için ölümü göze aldıklarını, karnı acıkan işçi sınıfının eninde sonunda bu köhne düzene son vermesinin toplumların gelişim yasasının ve diyalektiğin kaçınılmaz bir sonucu oldugunu müjdeler.

Dünyanın bütün isçileri ve ezilen halklar, bol et isteyiniz. Yoğurt, makarna ve kompostadan başka kaybedecek bir şeyiniz yok. Kazanacağınız koca bir lahmacun var !

 

1 Comment

  1. Dilara Bugece dedi ki:

    Shinto razı olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir