GEZGİNLERİN KOFTİ DÜNYASI

Kazakistan insani
Geleneksel Ramazan Dayakları ve Kazakistan Seyahatimden İzlenimler.
7 Haziran 2017
PHONY WORLD OF BACKPACKERS
26 Haziran 2017

GEZGİNLERİN KOFTİ DÜNYASI

Gezginlerin kofti dunyasi

Gezginlerin kofti dunyasi

 

Bu yazıda son birkaç yıldır ülkemizde trend haline gelen “gezginlik” müessesesini masaya yatıracağız. Gazeteler ve sosyal medyada bolca karşımıza çıkan gezgin hikayeleri, gezgin rotasında yaşayan biri olarak beni bu yazıyı yazmaya teşvik etti.

Dünyada “backpacker”, Türkçemizde ise “sırtçantalı” olarak çevrilebilecek kelime, sırt çantasıyla kara yolunu kullanarak (tren, otobüs, otostop) düşük bütçeli olarak seyahat eden kişi anlamına geliyor. Ülkemizde yeni bir akım olsa da “backpacker”lığın tarihi epey eskiye dayanıyor. O takip ettiğiniz gezi Blogger’larının çoğu bilmez bu tarihçeyi, ben size anlatayım.

THE SİLK ROAD

Batılıların doğuya seyahat etme macerası bir grup üniversiteli İngiliz’in 1955’te Marco Polo’nun 700 yıl önce seyahat ettiği ipek yolunu arşınlamasıyla başlar. Bu rotaya “The Silk Route” denir ve backpackerlığın arkaik dönemini temsil eder. Bu dönem 68 çiçek çocuklarına ve Hippie’lere öncülük edip “Hippie Hasish Trail”in önünü açmıştır.

HİPPİE TRAİL

“Hippie Trail”, Avrupalı, Amerikalı, Aussie, Kiwi’lerin ağırlıkta olduğu hippilerin, Londra veya Amsterdam’dan başladıkları yolculuklarını Türkiye üzerinden geçerek, İran ve Pakistan’ı dolaşarak Nepal’e veya Hindistan’a ulaşmalarıyla sonlanırdı. 1968’de The Beatles grubunun Hindistan’a yaptığı gezi, dönemin gençliğinde doğuyu keşfetme arzusunu, “Katmandu’ya gidip devrim yapma” tutkusunu tetikledi. Doğunun ahlaksızlığını almaya hevesli hippiler, 6000 millik bu yolculukta kaliteli ve legal uyuşturucularla ve özgür seks ile hedonizmin dibini görürken yoga, meditasyon, budizme merak sarıp bilimum gizemci doğu felsefeleri ile haşır neşir oldular. Uyuşturucunun bokunu çıkarmaları ideallerinden uzaklaşmalarına sebep olduysa da o meseleye girip konuyu dağıtmayalım.

1973 yılında bir grup Avustralyalının yayınladığı “Lonely Planet” isimli gezgin rehberi, henüz internetin keşfedilmediği senelerde çığır açtı. İlk neşriyatı Asya üzerine yaptılar.

 

 
 

 
BANANA PANCAKES

Lonely Planet kitapçıklarını rehber edinen Avustralya(Aussie) ve Yeni Zelandalı (Kiwi) backpacker’ların Güneydoğu Asya’nın el değmemiş cennetleri Tayland, Kamboçya, Endenozya, Laos’u keşfe çıktılar. Bu tura “Banana Pancakes” ismi verildi ve dışa açılma politikası sonrası Vietnam da bu rotaya dahil oldu.

 

 
 

 
GRİNGO TRAİL

Hippie Trail’den yorgun düşüp Amerika’ya dönen özgür ruhlu hippilerin burada da rahat duramayıp Merkez ve Güney Amerika’ya doğru yelken açtıkları rotaya verilen isimdir.

TEKNOLOJİ VE BACKPACKER’IN EVRİMİ.

Gel zaman git zaman teknoloji hayatımıza internet ve smart phone’lar olarak girdi ve birçok şey gibi gezginliğin de kimyasını bozdu. Artık yerel halkla hiçbir iletişime geçmeksizin kalacağınız guesthouse’a online rezervasyon yapıp, biletinizi online alıp, yön bulmak istediğinizde telefonunuzun navigasyonunu kullanabiliyorsunuz. Yani yola çıktığınızda eskisi gibi risk almıyorsunuz. İşin macera yönü azaldı. Halbuki backpacker’lığın ruhunda bilmediğiniz topraklarda hiçbir plana bağlı kalmaksızın, yerel halkla temasa geçerek, onlarla yiyip içip, evlerinde kalıp yolunuza devam etmek vardı. Bugün backpackerlığın geldiği nokta, kendileri gibi diğer backpackerlarla aynı guesthouse’larda kalıp partilemekten ibaret. Restaurant, hediyelik eşya mağazaları ve tuktuk-taksi dışında da yerel halkla herhangi bir iletişim kurmuyorlar.

60’ların hippileri batının kapitalist kültüründen uzaklaşmak isteyip kültürü, tarihi ve felsefesi ile doğuyu keşfetmeye çıkmış gençlerdi. Bugün ise ağırlıklı İngiliz ve Aussie’lerden oluşan ve gezdiği ülkenin bayrağı, yakın tarihi, kimler tarafından yönetildiği hakkında en ufak bir bilgisi ve merakı bulunmayan, ucuz alkol ve uyuşturucunun bokunu çıkartan, Tayland’ın adalarında “Full Moon” partiler kovalayan, atlet ve şıpıdık terlikle dolaşan bir güruhtan söz ediyoruz. Bu güruh genelde Asya’nın bir çok ülkesinde şubesi bulunan “Mad Monkey Guest House” gibi, neredeyse sadece İngiliz ve Aussie’lerin konakladığı, 50 centlik biralardan geberene kadar içtikleri hostellerde kaliyorlar. Değil yerel halkla iletişime geçmek, ana dili ingilizce olmayan öteki backpackerlarla dahi menfaatleri yoksa muhatap olmuyorlar. Kamboçya’da zaman zaman yakalayıp konuştuğum birçok İngiliz backpacker, Kızıl Kmer’i, Pol Pot rejimini, ölüm tarlalarını ilk kez benden duyduklarını söylediklerinde onlar adına utanmıştım. Kamboçya halkında derin izler bırakan ve etkileri hala gözlemlenebilen bu tarihi süreç kimin umrunda ki? 50 cent bira, tuktukçudan alınan ucuz joint ve gece partilenecek mekan hakkında laflamak... Ankor Wat’ta fotoğraf çekilip facebook ve instagram’da paylaşma keyfi… O tapınağı kim yaptırmış, niye yaptırmış kimin sikinde? Önünde poz verip “amazing” diyerek arkadaşlarına anlatmak çok “cool” olsa gerek. Bu müptezel, alkolik kitlenin public alanlarda yaptıkları şımarıklıklar, uygunsuz kıyafetleri de cabası. Asya halkları her ne kadar yabancılara karşı hoşgörülü olsalar da kendi içlerinde oldukça muhafazakarlar. Sınırları zorlayan turistleri Tayland’da nasıl Muay Thai yapıp eşek sudan gelinceye kadar dövdüklerini zaman zaman haberlerde izliyoruz.

 

 
 

 

Dünya turuna çıkmak tüm Avrupa’ da lise ile üniversite arasındaki boş zamanın yeni ülkeler görüp yeni kültürleri öğrenmek için değerlendirildiği, genelde 3 ay-1 yıl arası yapılan, gelenek halini almış bir faaliyet. İsrailler için ise kız-erkek, ordudan terhis olduktan sonra mutlaka yapılan bir aktivite. Peki tüm dünya gençleri gezerken biz Türklerden fazla backpacker çıkmamasının sebepleri nelerdir? Ekonomik ve kültürel sebepler olarak ele alırsak; Türkiye’deki işsizlik, sosyal ve ekonomik güvencenin olmayışı, Türk Lirası’nın döviz karşısındaki çaresiz durumu ve seyahat etmeyi marjinallik olarak gören Türk aile yapısıni sayabiliriz… Bir de biz Türklerin bakkala arabayla gitmeyi konfor zanneden üçüncü dünya görgüsüzlüğünu ekleyin.… Yeni yerler görme ve öğrenme yolunda çekilecek çileyi gereksiz bulan, dormda uyumayı eziklik olarak gören lümpen kafa yapısı, neden gezginliğin Türkiye’de bir kültür halini almadığının sebepleri arasında.

TÜRK GEZGİN TİYATROSU

Peki asıl meseleye gelelim. Yola çıkanlarımız, Türk seyyahlarımız ne durumdalar? Ülkemizde her yeni trend gibi “overrated”(abartılmış) bir durum söz konusu. Bloglarını, gazetelerin haftasonu eklerinde röportajlarını okuduğunuz gezgin hikayelerinin çoğu balon hikayeler. Bir kere gezmek çok sıradışı bir şey değil. Yazının başında da anlattığım gibi her yıl milyonlarca batılı gencin hali hazırda yapmakta olduğu bir faaliyet, sadece Türkiye’de yeni keşfedildi. Evinde oturan, daha önce yurtdışına çıkmamış insanın gezginlere gıpta ederek bakmasını anlarım. Fakat yola çıkmış ve yolda kendi gibi binlerce gezgini gören birinin, sosyal medyada kendini çok özel bir şey yapıyormuş gibi pazarlamasını etik bulmuyorum. Hele ki Türk toplumun “kadın başına geziyor” önyargısından hareketle, gezgin kadınların bloglarında zincirlerini kıran özgür ruhlu kadın havalarına girmelerine götümle gülüyorum. Sene 2017 ve şayet Anadolunun ücra sünni bir köyünde yaşamıyorsan erkeklerin yaptığı her şeyi yapabilir, pasaportun varsa istediğin yere istediğin şekilde seyahat edebilirsin. Bunun için çok özgür ruhlu falan olmaya da gerek yok.

Türk medyası malumunuz “tüm kariyerini ve yaşantısını bıraktı, kendini gezmeye adadı, küçük bir adada yaşıyor” vb. haberlere bayılır. Bu tür haberleri okuduğumda inandırıcı bulmuyorum. Bu insanların parasız pulsuz seyahat ettikleri doğru değil. Ya Türkiye’den düzenli bir kira veya maaş gelirleri var, ya da sıkıştıklarında yardım isteyebilecekleri aileleri.( ucuz yollardan seyahat etmek mümkün ama parasız seyahat diye bir şey yok). Örneğin gemi kaptanlığını bırakıp Kamboçya’nın Koh Rong adasına yerleştği haberi yapılan abimiz adaya yatırım yapmak için gelip, bir süre oyalanma ve ortamı gözlemleme sebebiyle bakkalda çalışmış bir insan. Şu anda ise kendisi adada işletmeci.

INTERRAIL

Interrail Türkiye, Türk gezginlerini bir araya getiren, takipçi sayısı büyük bir sosyal mecra. Başındaki kişiler de Türk olduğu için dev ölçekteki grup ticari bir organizasyona dönmüş durumda (dönmese şaşardım.) Gezginlerin kült filmi “Into the Wild”taki gibi kredi kartlarini kesip atmalarini beklemiyordunuz herhalde. Adminler sponsorlar, gizli reklamlar ve bileti fahiş fiyata satılan piknik vb organizasyonlarla yollarını bulmaya bakıyorlar. Admin aileden tuzu kuru olduğu için okulu yarım bırakıp dünyayı gezebiliyor. Grup üyelerinin de trene kaçak binin, garda uyuyun vb. sonu tehlikeli bitebilecek tavsiyelerde bulunmalarına göz yumuyorlar. Daha önce tarihi eserlerin üzerine grubun adını yazan davarlar peydah olduysa da grup üyeleri tarafından tepki gördüler.

Grubun müspet yanları yok değil. Gezginler için bilgi alışverişi ve yardımrail grubu aracılığıyla yolda kalanlara destek olma anlamında faydalı işler de yapıyorlar. Oluşumun bir de “Goygoyrail” isimli, törpülenmiş, sünnilikten kurtulamamış bir geyik sayfası var. Hardcore mizah ve erotizm sansürleniyor. Adminler “Türk Admincilik Geleneği”ne gore aksiyon alarak işlerine gelmeyen, eleştirildikleri postları siliyor ya da yayınlamıyorlar.

BLOGGERLAR

Bir kere yazmakla, çizmekle edebiyatla arası iyi olan bir millet değiliz. Bu yüzden amatörce de olsa yazan insanları teşvik etmek gerekiyor. Fakat blogger “title”ını kullanan ve bu işten para kazanan birini, profesyonel bir kulvarda olduğu iddiası olduğu için ona göre yargılarız. Daha Türk dilini doğru düzgün kullanmayı beceremeden blog yazan alt segment yazarları konuşmak dahi istemiyorum fakat bu tür yazıların Google aramalarında (Mesela Bangkok blogları) üst sıralarda yer alışını ibretle izliyorum.

Bunların bir üst segmenti, sitesine aldığı bilet sponsorları sayesinde seyahat edip üç gün kaldığı şehir hakkında sayfa sayfa yazı döşeyenler. Sanırsın Kamboçya’yı ilk keşfeden Türk kendisi. Ulan piliç, sen üç günlüğüne dolaşmaya gelmişsin biz üç senedir burada yaşıyoruz.

Ana akım gazetelerin, konaklama, ulaşım ve tüm diğer masrafları, çalıştığı medya kuruluşu tarafından karşılanan bindirilmiş kıtaları(köşe yazarları) ise en kofti olanları. Bloggerlar kadar bile yerel halka temas etmeden, şehrin hatırı sayılır otellerinde konaklıyıp, gece barlarda fuhuş pazarlığı yapan bu orta yaş üstü dalyaraklar, yazılarında klişe Türkiye ve X ülkesi karşılaştırmaları yapıp, kızların mini etekle motor kullanması gibi algıda seçicilik örneği detaylara girip, yüzeysel ötesi yazılarıyla mesleklerini icra ediyorlar.

Özetle bloggerlık usta bir uğraş gerektirir. Bloggerlık yerli çocuklarla fotoğraflar çektirmek değildir. Asya’ya, Hindistan’a yaptığınız seyahatte kendi iç dünyanızda yaptığınız yolculuk da açıkçası sikimde değil. (Yaşadıkları aydınlanma da tartışılır. Üç ay Hindistan’ı gezip hala “Bütün pislik Kürtlerde” diyen gezgine de şahit oldum.) Bana gitmeden görmeyeceğim, ulaşamayacağım fotoğrafları, videoları ve bilgileri verebiliyor musun ben buna bakarım. Kamboçyalı çocuklarla çekildiğin fotolar karın doyurmuyor. Bana Moğolistan’ın bozkırlarında göçebe çadırında kalıp, çadırdaki hiyerarşiyi detaylı anlatıp nasıl kımız yaptıklarını belgeleyebiliyor musun, mesele bu.

Hazır yeri gelmişken size bir kaç güzel blog adresi vereyim de ne demek istediğimi daha iyi anlayın. www.celebialper.com sitesinin sahibi Alper Metin, gezdiği ülkeleri kendi birikimiyle yorumlayan, detaycı gözlemlerini paylaşan başarılı bir arkadaş. Blogunda sözünü ettiğim Moğol çadırının oturma planından tutun da Kuzey Kore seyahatinde fotoğrafladığı propoganda afişi arşivine kadar rotasındaki ülkeleri A’dan Z’ye inceleyen, tarzını sevdiğim bir blogger.

Diğer bir samimi bulup takip ettiğim isim ise dünyanın ücra noktalarından videolar çekip paylaşan vlogger Emre Durmuş. Maceracı bu genç arkadaşın Brezilya videolarını özellikle tavsiye ediyorum.

Diğer bir samimi, güzel blog www.yirtikharita.com . THY’de çalışan üç kafadar, senelik uçuş indirimleriyle seyahat edip, hiç öyle işin “poser”lığına, yol dramalarına kaçmadan, gördükleri ülkeler hakkında kolektif olarak akıcı ve faydalı yazılar kaleme alıyorlar.

Son olarak tavsiye edeceğim bir anti-gezi blogu “www.gezmiyoruz.com”. İnstagram’da ünlenen @gezmiyoruz’un postlarını okurken gülmekten altıma kaçırıyorum, size de öneririm.



Şüphesiz müspet bloglar bu kadarla sınırlı değil, burada sayamadığım ya da henüz okuyamadığım daha bir çok güzel blog olduğuna eminim. Gezin, yazın, çizin arkadaşlar. Ama bunu samimiyetle, ilimle, emekle yoğurun. Popüler olup fazla takipçi yakalamak adına desteksiz atmayın. Rotanızın üzerinde yaşayan biri olarak gözüm üzerinizde, haberiniz olsun.

 

36 Comments

  1. Gunes dedi ki:

    Antalya’dan bisikletli bir nefer Altan http://www.guneyegiderken.com

    • ayetullah pompalitufek dedi ki:

      Hemen bakıyorum. Tekerlek üzerindekileri severim. Basur yapabiliyor ama kafası güzel.

  2. Solen Yucel dedi ki:

    Şahane yazı ama yine kadınlara bi "mansplaining" durumu. Pasaportu da olsa evinden çarşıya gidemeyen kadınların olduğu bir ülkede yalnız kadın gezgin kavramı bırakın dibine kadar kullanılsın. Evinde oturup 140 dakika dizi izleyen kadına bir hayal kurdurabiliyorsa, işe yariyordur o. Burası da finlandiya değil. Önemli olan dünyada kac tane yalnız gezen kadın olduğu değil, Türkiye’de yaşayan kadınların yetiştirme tarzından kaynaklanan başımızın uzerine konmuş cam tavanlar. Benim ardımdan iki arkadaşım daha yola çıktı. Yurt dışında yalnız nasıl gezebilirim diye mesaj atan, fikir danışan onlarca kadın oldu. Hiçbir zaman yalnız gezmenin altını cizerek yazmadım ama çizen varsa da ekmeğini sonuna kadar yesin, helali hoş olsun benden. Ha erkek arkadaşıyla gezip, yalnız gezgin imajı cizenler var. Orası ayrı bir panel konusu.

  3. Efe dedi ki:

    TDK :

    müptezel Ar. mubte£el
    sf. esk. 1. Saygınlığını yitirmiş. 2. Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz.

    müptela Ar. mubtel¥
    sf. (müptela:, l ince okunur) 1. Bağımlı: Kumara müptela. 2. Tutulmuş: Vereme müptela. 3. Âşık, vurgun.

  4. Duygu dedi ki:

    :)) atarlısın ama çok da haklısın tespitlerinde. Takipçilerin süzgecini bi kontrol etmesini dilerim. Tavsiyeler için teşekkürler… Yollar açık olsun.

  5. mert dedi ki:

    Abi zaten yazdığın yazıyla vizyonunu ve google da arama yapma bilgini belli etmişsin ama bio nda yazdığın baya karaktersizlik: "Yaklaşık iki yıldır Asya’da, davarlardan, faşistlerden ve Türk kızı denilen ucubeden uzak". Saydığın ilk iki kimliğin, sende olduğu ve üçüncüyü söylemeni sağladığı bariz, keşke sen gitmeseydin ya, burası tam senin ülkenmiş.

  6. Gurkan Genc dedi ki:

    80 Milyonluk ülkede 2016 da pasaportla yurt dışı çıkışı nüfusun %8 denk geliyor. Bunun içine Umre ve Hac ziyareti ve Avrupa’ya giden vatandaş da dahil. Şu durumda %2 geziyor diyebiliriz. Bununda %1 yazıyor paylaşım yapıyor gibi gözüküyor ki bence o kadar da değil. Dışarıya çıkıp gezen ve paylaşan kişiyi illaki en az bir kişi örnek alıyordur diye düşünüyorum. Güney Kore, Japonya, İsrail ülkelerinin ülke nüfusuna göre gezen kişi sayısı oranı %80 üstünde. Hal böyleyken, teknolojiyi de, telefon uygulamalarını da onlar geliştirir. Gezen kişi senin, benim sevmediğin şekilde paylaşım da yapsa (benim paylaşımlarımı yazdıklarımı sevmeyen de çok) mutlaka takipçilerinden bir veya iki kişiye belki daha fazlasına bir şeyler katıyordur. Mahmut öyle yazdı, ama Kamil daha farklı anlattı, Fatma çok ayrı anlattı hangisi doğru veya hangisi yanlış? Bence farklı bakış açıları ayrı bir zenginliktir. Marco Polo seyahat anılarında her şeyi doğru mu anlatmış? İsteyen Vlog çeker anlatır, isteyen süper detaylı, isteyen uygulamalardan gider hostellerde eğlenir dağıtır. Keşke her gezen ama öyle ama böyle paylaşa da yola çıkan sayısı artsa di mi? 7 senedir yoldayım 3 tane Türk bisikletli gezgin gördüm. Bunlardan sadece biri kadın!! Blog yazıyorum imla hatalarım var, senelerdir eleştirilirim. Küfür etme yazılarda dediler çocuklar okuyor artık tamam haklısınız dedim, imla hatası yapma dediler tamam dedim ( hala da yaparım oluyor arkadaş gözden kaçıyor) , sayfa düzeni berbat tamam düzeltiriz dedik elimden geleni yaptım. İngilizce sayfasını okuyanlar arasında daha hiç eleştiri almadım bir dolu teşekkür mesajı geldi. Geçenlerde bir şey yazmıştım. Sosyal medyada Türkçe, İngilizce ve İspanyolca da yazsam hep imla hatalarımı Türkler düzeltir. Daha bir İngilizin veya İspanyolun mesaj attığı olmadı. Bu duruma da kızmıyorum hoşuma da gidiyor. En azından dikkat ediliyor. Bu iş şu çizgide gitmeli denmemeli diye düşünüyorum. Herkes nasıl paylaşım yaparsa yapsın. Yahu Bisikletle ön tekerleğini kaldıran çocukların takipçi sayıları benim 10 katım. "Lan bisikletin önü öyle kaldırılmaz sıkıysa yüklü bisikletle kaldırın takipçi kasmayın" diyip gözüm üzerinizde mi diyeyim 🙂 . Bir gün yollarda denk geliriz umarım yolun açık olsun sevgiler Şili’den

    • ayetullah pompalitufek dedi ki:

      Zaten yazın, çizin önerisinde bulunuyorum. Sadece daha samimi ve içeriği zengin çalışmalar görmek istiyorum. Türk milleti çok "poser", ilimle haşır neşir olmayan her toplum gibi. Nasıl ki en başarısız blog bile birilerinin ufkunu açıyor, benim yazdığım bu yazı da gezgin arkadaşların bir kısmının ufkunu açacaktır. İyi gezmeler, adios gringo!

  7. Selçuk T. dedi ki:

    Hemen sırt çantamı toplayıp yarın köyüme dönüyorum. Sonra sizin yazdığınız bir kitabı okuyup gezginlik nasıl olurmuş göstericem herkese..

  8. Soner Sarıhan dedi ki:

    Ben derdini anladım. 🙂
    "Kifayetsiz muhterislik" büyük problem haklısın.
    Kendine dahi yalan atabilen kişilere ne söyleyebiliriz ki?

    "Peki peki anladık" MFÖ den gelsin.

    Biz de şurada çiziktiriyoruz…
    http://www.minikgezgin.com

  9. Taflan dedi ki:

    Bloggerlarla sosyal medya hesaplarını ve "fenomenleri" birbirinden ayıramayan bir içerik olmuş bence. Search Console verilerine göre "Rusya seks müzesi" aramasıyla google’dan erişilen bir gezi blogu olarak çok erken gezi blogger’ı eleştirme işine girmişsin, muhtemelen en çok okunan yazısı meslektaşlarını(!) eleştirme temalı bir içerikle ilerliyorsun, yolun açık olsun.

    Taflan
    http://www.kesfetsene.com

  10. Çelebi Alper dedi ki:

    Çok teşekkür ederim, yolun hep açık olsun.

  11. Engin Ersöz dedi ki:

    http://www.yolculuktutkusu.com olarak umarım bu gruba girmiyoruz 🙂

    Birçok tespite katılıyorum. Elinize sağlık.

    • ayetullah pompalitufek dedi ki:

      Nasıl ki en kötü blog bile birilerine ufkunu açabiliyorsa benim yazım da bloggerlara bir katkıda bulunduysa ne mutlu bana

  12. Klas Gezgin dedi ki:

    kiskancsin ve bunu yansitma psikolojisi ile harmanladigin bir populerlik sosu ile servis etmeye calisiyorsun. sosyal medyadaki takipcilerin (yanci goygoycu mu diyelim onlara) sayesinde de yelkene ruzgar doldurmak zor olmuyor gorebildigim kadari ile. yazdiklarin gezmeye, yasamaya, hissetmeye ve paylasmaya yonelik hevesimi kirmadi daha da tesvik etti beni. bu ulkeye gezmeyi ogretmeye devam edecegim.

    http://www.vipbackpackers.com

  13. aaa dedi ki:

    Yazının bazı yerlerinde araya mezhep sıkıştırarak davarlığın alasını sen yapmışsın başkan. Sünni olmak ile bütün bu anlattıklarının ne alakası var.

    • ayetullah pompalitufek dedi ki:

      Yazıdaki Sünni vurgusu stereo-type Türk köylüsü için yapılmıştır. Mezhepçilikle alakası yok. Bu rahmetli komutan Kazım Ulutaş’ın kazandırdığı mizahi bir mottodur.

  14. rezzan dedi ki:

    her cümlesine katılıyorum ama anlatım aklıma direkt bu sahneyi getirdi :))

    http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/3879/ideal-koca-nasil-olmalidir-l-kirca-n-serezli

  15. alp dedi ki:

    Sağlam yazı, elinize sağlık. Politik gezenlerden http://gezenti.biz ‘i de es geçmemekte faide var sanki. İsim patlak ama çok eskiden alındığı için günümüzdeki taklitlerinden sakınınız ltüfen.

  16. FARUK dedi ki:

    Merhabalar, yazınıza noktası virgülüne kadar katılıyorum. İzninizle Otostop ve Fanzin alt kültürlerini harmanlayan Yol Fanzin’de paylaşmak isterim. 😊

    • ayetullah pompalitufek dedi ki:

      Pek tabi, Ayetullah mahlasını kullanırsanız sevinirim. Yayın hayatınızda başarılar.

      • Faruk dedi ki:

        Tabiki sizin mahlasınızla ve internet adresinizle birlikte paylaşım yapacağım pdfsini atarım size, teşekkürler 🙋

  17. TheWire dedi ki:

    Bayadır benim de iki kelam etmeyi düşündüğüm ama üşengeçlikten yazamadığım bir konu. Sonuna kadar haklısın 🙂 interrail tr dahil bi sürü gezgini de takip ettim zamanında fakat içlerinde en donanımlı gezgin gibi gezgin Kerimcan Akduman. Diğerleri cahal sürüsü aq. Hele yutupta vlog çeken biri var evlerden ırak 😂

  18. saadet dedi ki:

    yazdiklarina tam hak vermistim ki celebi alper diye bir arkadas var yazdiklari cok guzel ve detayli dedigin noktada aslinda seyahat falan etmeyen bir seyahat blogunda ne olmali ne olmamali bilmeyen biri oldugunu anladim. celebi alperin mogol cadiri hikayesini yere goye sigdiramayip , onun her gittigi ulkede natashalarla cekilen resimlerimlerinden , celebi alperfacebook sayfasinda japonya gezisin sirasinda cekilmis her tur sebekligi yaptigi fotogralarinda bahsetmeyince zaten celebialperin diger yazilarini da adam gibi okumadigin belli oldu. yazdigi gezi yazilarinin ici bombos,adam selfpromoting yapmaktan gezi notu yazmiyor zaten.yok kuzey koreye gitmis cok zor kuzey kore cok vah vah. kiskancligi birak da biraz arastir. internette celebialperden baska pek cok seyahat blogu var ve hepsi cok guzel yazilmis.iyi seyahat blogu cok ve detayli bilgi degildir, gerekli bilgidir . burdan ona buna bok atacagina git oku ogren.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir